AŞKA DAİR YANILMALAR
 
tayfun ışıldar
 
 
 
 
 


Aşk Benden İstedi

kaç kez teslimiyet bayrağı yakıp,
izinsiz kaç kapıdan geçtim
bozulmaz dediğin kaç büyüde yakıldım
zaman dediğin sunakta
aktı kanım
          kırıldım,
kırmadım.
          yandım,
yakmadım.
Afrodit ve İnanna' dan beri
aşk benden istedi
hiç bir şey değişmedi
gücün değil, gönlümün esiri olmayı sevdim
sevdim...
          sevdi...
                 sev...

09-07-2007 -Tuzla

başa dön        ürün listesi
 
 
 
 
 
 
 
Ben Biraz Yağmur, Çokça Hüzün Olurum


yaz yıldızlarını kaydırırken geceleri
gar meyhanesinde arama beni
ben biraz yağmur, çokça da hüzün olurum

el sallamalar biter...raylarda kalır sesim
sorarım sarhoş masalara
burda mı oturdu? şu çiçek onun muydu?

bir kadehe yaslanırım,
ıssızlaşır kalbim
ben biraz yağmur, çokça da hüzün olurum

bir gülüşüm olsun isterdim,
az, birazda sesim
içlenirdim belki söylediğim türkülere
ağlardım…
ne bileyim, paylaşırdım belki de sizin vermediğiniz her şeyi
sahtesi çıkarılmış duygularınızı değil
tedavülden kalkmış geçmişi isterdim
tüyü bitmedik sevdalar için

bakmayın bana şimdi, mecnun olamıyorsam
Leyla'nın suçunu infazına saydıkları içindir
Mecnun olamıyorsam …
çokça söylenen 'seni seviyorumlar'dan korktuğum içindir

geçmişte bir bayram günüydü
hatırlamazsınız, bende kalan siyah beyaz resimler
ve hep aklımda radyo ajanslarının şaşmayan saatleri
dedem susun derdi,
susardık…bilmezdik kaç savaştan arta kalan duyguyla
korktuğunu…
ekmek bulmanın bahtiyarlığıyla gelirdi kahveden,
elinde yıpranmış iaşe karnesi…
mutluyduk

geniş tatminsizlikler yaşıyoruz şimdi
mutluluk …illaki para, araba, ev, iş, eş, çocuk
sıralarsan eğer ardı ardına karneyle bile satılmıyor mutluluk
kuşlar bile kendi gribiyle vurulurken çağımızda
boşuna bu Donkişotluk…
şimdi bu kahrolası boşluğa atsam kendimi
çoğaltmaz kendisinden kendimi
onun için
ben biraz yağmur, çokça da hüzün olurum

11.08.2006 - Tuzla

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Günbatımı Martıları

bir demli çayın dumanında
savrulurum dünyaya
gözlerini alırım şehre bakan
sende kaybolurum

adresim bilinmez
şehrin sokaklarındaki kayıp ilanı
ince bir sızı gibidir kentin duvarlarında
zamansız kanayan
ne zaman hangi deniz bulur beni
kirlenmiş naylonların arasından

bir sen anlardın beni
ve gün batımındaki martılar
çok beklemezdim gecelerini
batık gemiler gibi sessiz
yalnızlığımı da alıp giderdim

ben maviye düşmüşüm
sensizliğe dalgalanırım
bir sen anlamıştın beni
ve gün batımındaki martılar

11.02.2002 - Çengelköy

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Işıklara Asılan Gece

son notayı buldu parmaklarım
durdu, ne kemanda gözüm kaldı
nede sende.

deniz değil özlediğim aslında,
ayrılığın ufacık kıyısında
adsız bir deniz kenarı.

hüzünlü şarkılar çalmayacağım
bana çengi zamanı
bitirdim çoktan, defterimin son yaprağını.
yazıcılar yazsın seni,  yıkıcılar yıksın
yoksun bildik odalarımda
son kadehte
aynı şarkı dilimde
“ah...küçücük gemi sulara attın ya şimdi kendini
delisin”
bilirim delisin.
delisin...

03.06.2003

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Kendi İçine Dönen Kilit

Sessizliğimi bozsam dayanır mı bıçak kemiğe? Savaşa, ırkçılığa, ayrımcılığa, yaşamda insan yaşamına kasteden ne varsa onlara, sessizliğe, duruşumdur…

 
kendi içine dönen kilit gibisin
dışına kapattığın kapılarda, voltada bekleyiş…
uzaklaşsam,
kendi ayak sesime yabancılaşır ömrüm..
hayat dediğin nedir ki?
su içimi, kanat çırpımı, kibrit yanımı değil mi
geçer… gider, suyun akışı gibi
son vuslat çalmadan kapını
her baharı, (son)baharınmış gibi yaşa
öylece ne de unut
öfkemize yabancılaşan bu yılgınlık,
bu döngüsüz mevsim
bu boşluk…

sessizliğimi bozsam dayanır bıçak kemiğe
bense sürüyüm, inadına güdülürüm bu yanlış oyunda
kimseler dur demez
eylül geldi mi hüzün döker
eylül göç zamanıdır gider
bahtiyarlık değil artık
dalda yaprak, toprakta solucan olmak
derinde, daha derinde olmalı
aradığım ,
kol kırılır da yen içinde kalmaz
bir omuz versen
bir dur demeyi bilebilsen
biter bu arsız oyun
biter…
sessizliğimi bozsam dayanır bıçak kemiğe
kırılır kemik
kırılsın kemik
kırıl
kır…

18.09.2006 - Tuzla

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Özgürlüğü İstedim

şimdi, senden kalan neye değsem
kırılıyor inatla
her kuş kendine uçuyor
her göç, kendine göçüyor biraz da
sen…gitmeler zamanının erkenci saati
vuruşun zamana değil, kendine
bil ki, galibi yok aşkın

tarihin not tutucuları,
yazın benden olanı
pembe üçkağıtlar değil, anlattığım
aşkın sunaklarında akıtıldı kanım
tüm bıçakların sırtı,
tenimle sınandı inatla
ama bildiğim tek şey var
yollarına kazıdığım ayak izlerim
ne talan olmuş coğrafyalar,
ne eskitilmiş sevgiler düşledim
ben
sadece
özgürlüğü
istedim

03.02.2005 - Ümraniye

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Eskiden çok eskiden, K.M.Paşanın daracık arnuvut kaldırımlı sokaklarında misket oynar Bulvar Sineması'nın önünde teksas, tomiks’leri değiş tokuş yapardık. Akşamları Vefa Bozacısı'na giderdik ailecek. Eskidendi, çok eskiden kapkaç yoktu, tiner hiç bilmedik, elimize dökülen yağlıboyayı çıkartmanın dışında. Yalan söylemek ayıptı, kışın kar yağdığında balkon duvarına yem bırakırdık aç kalmasın diye kuşlar. Eskidendi, çok eskiden midye çıkartırdık Samatya’nın sahilinde ağır abilerimiz vardı ağırılığı adeletinden gelirdi racon keserlerdi, mahallenin namusu olurlardı ve vicdanı, ama hak yemeden. Eskidendi, çok eskiden Galata Köprüsü'ne takılırdık Erzurumlu Melahat'ın kahvesinde nargile, Misket Birahanesi'nde rakı çekerdik kimde varsa para koyardı ortaya. Eskidendi eskiden...çok eskiden...

 
 
T Ü K E N D İ

sen...içimin sıkıntısı
iflah olmayan aşıklığım
iyileşmeyen yaram
duvar yazım
(ıs)sızım

bu kentin caddelerinde vuruldu gençliğimiz
daha dün
Samatya’nın lodos yemiş sandallarında
hep aynı isim Eftel’ ya
işte o sandalda gelirdik sana
köpek öldüren şarabımızla

şarkılarımızda hüzün yasaktı
ekmek daha beyaz,
yoksulluk bildiğin haldi
sevmenin ayıp
kavganın çoğaldığı günlerdi
tükendi…
ü
k
e
n
d
i
 
02.02.2007 - Tuzla

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Yanılan Ben

hava böyle puslu olunca
erken geldi sanırım, kerahat vaktini
olmayan işimi bırakır
olmayacak hayallere
altlık yaparım
birinci kadehi

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
(......)
 
bardaklarım akşamı bekliyor
dolmak için
bense nafile aşkın son nöbetçisi
beklerim benden sonrakini

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Çocuk Kalalım Hep Aşka


de ki sevda yorulmuş
umurunda değil öyküdeki bulutun
oysa yazan biliyor,
içine ağlar sevdalılar
bense
bilenirim inadına,
kötürüm bırakılmış duygularım adına
ilencim, halden bilmez
zamansız,
soğuk bir buluta

özlemi içinde saklı, nakışlı mendil
sen anlat,
gücüm yetmez benim
inceden içine işlemiş bir sevdayı
çıkarmaya
inadına diyorum,
inadına aşk olmalı

hele dur,
söyleyecek sözüm var yoldaş duygulara
yazacağım seni,
umut adına sokak duvarlarına
tutuklu geziyorsa sevdam,
aldırma
bu kentin kuşları dikine uçar biraz da
konmaz her dala
büyümek biraz da örselenmekse
büyümeyelim
çocuk kalalım hep aşka

biliyorum,
eksiliyorum günlerin sesli tınısında
çoğalmalıyım oysa, sular gibi
işgalci olmalı bu sevda
toprak gibi, istemeden verici
şimdi dağılsın zılgıtlar dört bir yana
biz
çocuk kalalım hep aşka

28.06.2005 - Ümraniye

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Git

izi kalır ASLI(nı) yitirmiş aşkta
suretini aramak
ne kadar çok çoğaltsam o kadar ziyan
yazdıkların kadarsa yaşamak
yok say ömrümü
eskisin senden kalan her şey
gideceksin…bilirim
sevgi olsaydı, çoğalttığın
İçim bu kadar boş kalmazdı
ayrılığı bilirim, acıtır…
en çok da sen

gitmesen…
gitme..
GİT..

28-29.04.2005

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Her Deniz Mavisiyle Vurur Beni

her deniz mavisiyle vurur beni
martı kanadı arasında aşk, hoş gelebilir insana,
fotoğrafsız albümlerde, anılara bakabilir misin...
duyanın olmaz, kim bilebilir, nerede?

ne yaptığını değil,
neyi yapamadığını bilebilmek
gitmek...gitmek...
karşı duruş aşka
Bu oda çok yabancı
bu oda kiralık bir gece
eskimiş zamanlar,
eskitilmiş şarkılar
ayrılığa ayar tutmuş saatler
karamsarlığa şiirler yazmak
ardından ...gitme kal, sadece kal, sadece
her deniz mavisiyle vurdu beni
sen yokluğunla...

13.04.2003 - Üsküdar

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Nefesim

nefesim nefesindir
tenin
mahrem coğrafyam
korkusuz gezdiğim
sabaha uyanırken deniz
aldırma balıkların akşamki sarhoşluğuna
koy verip gitmeli legal geceleri
canıma sen düşmüşsün artık
iflah olmaz bu beden
gitmesen
olmaz mı
      gitme
            sen

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Sen
 
‘’ elleri ve gözleri çocuk olan sevgiliye’’

iğneyle tutturulmuş notlar gibi
arada bir baktığım
kör bir geceydin sen
ne zaman ellerini bulsam
çocuktun,
yoktun.

çay bardaklarında ısınırdı
yüreğimiz,
otogarların,
anlaşılamayan anonslarında
saatler tükenirken,
bileti olanların gidebildiği yere
yolculuk edilirdi.
gidilirdi

henüz kiracı bile değilken yüreğimde
coşmanın ne anlamı vardı ki, yağmur yemiş nehirler gibi
toy bir güzelliktin,
saklısında yağmurlar
saklısında sevişmeleri getiren
giydirilmiş mısralar,
gibi değildin sen, kirletilmişliğe inat
özlenmeğe inat
hep yanımda,  omuzbaşımın
direngen sevdasıydın sen
g
idenim, özlediğim...

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Tükenme

açık bir deniz
küçük bir koy
bir dokunuş
bir çift hilesiz göz,
kafessiz bir kuş
acısız bir aşk
yaşanmış mıdır

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Yokluğunun Rengi Beyaz
 
                           “tüketilmemiş bir aşka dair”

gelişini bana yaz diyordun ya...
ellerim buz,  tenimde ayaz
neye deysem,
nereye gitsem yokluğun beyaz

uzun sürdü yüreğimdeki kış
uzatsam ellerimi, eski bir otel odasından
sesimi bulabilir misin
bunca eskitilmişliğin arasından

çarşaflara seriyorum sensizliği,
sürahideki su kadar eskimiş ayrılığımız
dönüşsüz gitmeler iklimindeyiz
nedensiz bu ağlamalar


zaman,
yokluğunu büyütüyor,
kapanmamış bir yarada...
yorulmuş bir güneş gibi gözlerin
kirpiklerinde şarapsı sarhoşluk
bakmasam düşecekler,
ıslak bir ikindi vaktine sorgusuz
ince bir ney sesi gönül hânemde


bardaklara dolduruyorum sensizliği

rengi... beyaz.

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Bardaklarını Kırma

bardaklarını kırma daha çok… su içeceksin.
yaralarsa zamanın işidir,
göreceksin.


acın azaldığında arkana bakma,
her yeni coğrafyada,
kendini deneyeceksin.
çıktığın her yolculuktan,
yeni haberlerle döneceksin
çok sevip,
az sevileceksin
insansın ya,
kalbin sıkışacak ama,  sen sıkılaşacaksın.


şimdi yelkenlerini indirme,
martıların kentinde,
bir dilim ekmek peşinde,  inadına seveceksin.
kutsal sandığın her şey kırılır,
sakın ağlama,
tek bildiğin doğru, gitmek istediğin yoldur
unutma,  ezberi olmayan aşktır
sen ezberini bozma.

16.12.2004

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Kanatsız Kuş

sski kapıların kilitleri gibi,
paslanmışsa yürek
azad et güvercinlerini kuşçu
kanatlarını çekme yüreğimin

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Göç Denklemi

 
ı

adsız bir çocuğu çağırıyordum
kırmızı ışıkta,
geliyordu arabamın camına
morarmış ellerinde leylak kokusu yoktu
bir de paltosu

 
ıı

daha dün toprağı yokluyordu elleri
sıcak, bereketi kendinden menkul
yeterdi belki ektiği biçtiğine
zor olmasa, edilmese toprağından sürgün

 
ııı

hangi şehir bilinmez
nerde biter g(öç)
denk(lem) nerde çözülür
açığa çıkar gönül
saklısında tuttuğun yaralarını
zordur taşımak, bilirim
senin olmayan her yükü

 
ıv

kentli ihanete (s)atılacak çaresiz
                  amele pazarlarında haraç mezat
                                           -emek-
erken kalkılacak, göz uykuda beden allah’a emanet
hadi kirvem dayan desem
dayanacak umudun yok
 
 
v

söylesene kurban göç yolunda söylediğin
türküyü
ah mırıldanırım içerden ta içerden
kanarım kanarım bilinmez rengi
giderim söylenmez bu türkü

05.09.2004 - Çengelköy

başa dön      ürün listesi       kütüphane







    “yasemince kokar o en alımlı beyazın,
     sarmalar seni yeşil yapraklar ile eflatun
     bir akşamüstü hüzzam semai çalar da.”

                                                             M. Halit Umar
 
İçimden Geçenler
 
akdeniz kokar çam ağaçları,
akdeniz kokar ay ışığı
renkler karışır
meyler karışır
sokulur mavisine deniz
sarılır toprak yeşiline
anılarda yaşanası bir aşk kalır.

bir çocuk gelir, kanar elleri
ana yüreği yara, paramparça
böyledir akdeniz, kanar filistin
sıcaktır akdeniz, yanar filistin

09.04. 2002

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
“Ey hayat kabalıklarımı bağışla. İnsanız, hatalarla büyüyoruz ve hiç bitmiyor büyümelerimiz; biz büyüdükçe suç ortaklığımız artıyor, yoldan mı çıkıyoruz anlaşılmıyor sonra; yazılara, şiirlere, türkülere, şarkılara sığınıyoruz acımızı dindirmek için; yollara vuruyoruz kendimizi, sende nereye gidersen git işte. EY HAYAT KABALIKLARIMI BAĞIŞLA VE SUÇ ORTAKLIĞIMI “


Kim Kalır

şimdi poyraz zamanı… incecikten iki deniz feneri
boğazın gerdanında, iki ışık tanesi
hava zemheri
inatçı kar taneleri yapışmış saçlarıma
bir de, balıkçı ağları yorgunluktan kıyıya vurmuşlar
sere serpe kaygısız
bağırsam şöyle ağız dolusu
martılara inat
kaç kapı açılır aşka
kaç kapı kapanır
düşündüm de düşlerimi satmışım ben, şiirlere
kandırmışım şiiri de düşleri de
kalk gidelim dedim sokak köpeğine; kal benimle!
kalmadı...
ya korktu ya da bana inanmadı
bir köpek bile inanmazken
kim kalır ki sevgiyle
kim…

16.02.2006

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Oyundu Yaşamak

oyundu yaşamak
şiirlerin düşsel gölgesinde
sığındığın mısralar sevgiliyse
yıldızlarla parlatamazdım sözlerimi
yalınayak bir yürek
bir çığlıktım kapındaki

gitmeler geceye rastlamışsa
sevişmelerde olduğu gibi
zamansız bir yenilgi değil benimkisi
tarihsel bir durum
gecenin şövalyesi, kandırabilmişse yıldızımı
bana düşen zifir bir gecedir,
saçlarını da al giderken
gecem uzamasın

ölüm sesli bir senfoni, ayrılığa...
içimin aynasından bakıyorum,
aysız geceye..
sandallar,
şarhoşlamış lodostan
sense kırılgan bir ayçiçeği,
güneşi olmayan.
ah benim kalbimin kızıl saçlı perisi
gitmelere değil,
"kiraz zamanı"na hasretlik benimkisi

27.06.2002 - Üsküdar

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Son Sözlerim Sana Dair

önsözlerim hep sana dair
son sözlerim de
anlatamasam da yağmur sonrasının
kokusunu
zamansız dökülen,
yeşil yaprakların kederinde yüreğim
pencerelerime dokunan,
eskiden kalma rüzgar
ne zaman ağlayacak olsam
eskitilmiş bir şarkıyı söyler bana
“sen kadınım”
yıkılır giderim en kuytu sığınaklara
dönebilsem,
aşka yazılır her duvar
gelebilsen,
bayram sevincinde beklerim seni
unutma ...
önsözlerim hep sana dair
son sözlerim de

17.06.2003

başa dön      ürün listesi       kütüphane
 
 
 
 
 
 
 
 
Vakit Tamam

gece bıçak sırtıdır,
yoktur şahidi
zula sevdanın
inatçı bir şarkı
gelir bulur…

-nereden sevdim o zalim kadını-

güneş, düşmeye görsün yedi tepenin ardına
yansır bardaklara
bakır rengi akşamın
bir beyazlık sarar
masayı inceden
anason kokusu keser düşleri
vakitlerden kerahat
sevdiğin ve düşlerine sardığın,
çocukluğunun incitilmiş horoz şekerleridir
bayram kalabalığında yalnızlık yaşadığın

hoyrat ellerin söz dinlemez,
kalk gidelim, bekletmeyelim amansız ayrılığı
gece devriyelerinin düşleri bekler masayı
bilirim bir sen beklemezsin
bir de kavakların son vapuru
düdük çaldı, son yolcu atladı
çözüldü halatlar palamardan
vakit tamam
tamam…

03.01.2006 - Ümraniye
 
başa dön      ürün listesi       kütüphane